Kendime Not
4 Kasım 2019 Pazartesi
Deneme Bir Ki : Arzuhâl 1
Zamanın sahibisin
Mekanın sahibi
Alemlerin sahibisin,
Her bir göz kırpışın sahibi...
Her bir kirpiğin ve her birine konması yazılmış damlanın sahibi...
Her bir kuşun kanadındaki tüyün,
Her bir karıncanın içeceği bir yudum suyun,
Her kelebeğin kanadındaki rengin,
Geceyi gündüze bağlayan ipin...
Sabrın ve şükrün
Dilin zikre izninin
Alınların secde ile yücelmesinin sahibi...
İdrakin ötesinin ve berisinin
Alemlerin ...
Yaşamın ve ölümün
Varlığın ve yokluğun sahibisin.
Senin var ettiğin bu fakirin
Herşeyin sahibine her hali ile kul olmasının nasibinin de sahibi Sensin.
13.03.2017 Viyana
Kupkuru toprak oldu bağrım,
Yağmura,rahmete hasret...
Avcumda dilenerek topladığım damlalarla sulamaya çalışıyorum.
Nasıl tutuyor ruhum,
Bıraksam taşlaşacak..
Törpülemem gerekiyor mütemadiyen.
Kararıyor yüreğim,
İs doluyor gözüm, kulağım burda..
Her gece yıkamaya çalışıyorum.
Kalbim duruyor her gün,
Şokluyor geri çağırıyorum.
'Sabret' diyorum , 'Atacak sebep ve güç verecek Rahman'
'Sabret'!
Sabretmeye çalışıyorum,Rahman'a sığınıyorum.
03.2017 Viyana
3 Ocak 2017 Salı
Ayna Çuvaldız Çocuk Köpek Bilmece
Ayna Ayna! Söyle bana!
Elimdeki iğne mi, çuvaldız mı ?
Sana uzatsam /doğrultsam
Bana batar mı ?
Her çocuk bir büyüteç ,
İfşa eder bir zaafımı
Tasma köpeğime bağlı da
Diğer ucu elimde mi
Boynumda mı ?
Her insanın parmak izi gibi kendine has bir hayat hikayesi , tecrübeler silsilesi vardır.Birebir yanyana aynı şeyi yaşayanlar bile , iki farklı gözden gördüğünden farklı notlar düşerler kenara..
Geriye dönüp bakmak , o notlara göz atmak , değerlendirme yapmak yeni rota için veya rota düzeltmek için gereklidir.
Zannediyoruz ki, akıllı varlıklarız ya , 'akıl yeter herşeye'...Akıl bilgiyi öğüten değirmendir ,feraset ,çıkanı su katıp yoğurandır. Akıl ,doğru ya da yanlış , aldığını ayıklayandır. Hangisi taş hangisi pirinç o farklı birşey ..
Elini mumda, sıcak bir bardakta yakan çocuk 'aptal' mıdır ?
Hayır, bilgisi eksiktir.Elini bardaktan yakarak öğrenen unutmaz evet .Peki ya bunu çaydanlık, soba, tencere ile tecrübe etmeye kalkan? Belki artık o bilgiye bir daha ihtiyacı kalmaz hale gelir.
İşte bu durumlarda , bir 'çocuk' ; aklı , bilgisi bir adım öndeki birine ihtiyaç duyar. Aslında duymaz , çünkü zaten olay ,bilmediğini de bilmemesidir.
Yahut dikkati başka yerde olan göremezse üzerine gelen arabayı ,o sırada bilgi eksikliği tehlikeye sokandır, akılsızlık değil.
Yani uzun lafın kısası : Bilenin bilmeyeni ,görenin görmeyeni uyarması , hatta bazı durumlarda , müdahil olmasi elzemdir. Yoksa ya bol 'keşkeli' ya da zor yoldan öğrenilmiş 'tecrübeler' kalır elde.
Ve bol umursamazlı yanlızlar kalabalığı ..
Ve bol umursamazlı yanlızlar kalabalığı ..
Susmak , karışmamak (!) , bir saygı ifadesi midir gerçekten?Yoksa umursamazlık ifadesi mi?
Kapının önündeki ağaç bir hiç için kesilirken ses çıkarmayan , ağacı umursamıyor mu demektir yoksa kesenin özgürlüğüne saygı(!) mı duyuyordur ?Ya da bir gün kendi de kesecek olursa kendine bişey karışılma ihtmalini mi içten içe hesaplıyordur -farkında olmadan-?
Ah Ayna..İnsan en çok kendinden saklıyor kendini..En çok kendine yabancı..En çok kendine yalan söylüyor herhalde..
Kendini yolda ezdirecek olan adama seslenmeyen , adamın yolun ortasında yürümesine saygı(!) duyuyor olabilir mi ? Bir adamın ezilmesinin ,hayatını kaybetmesinin ihtimalinin vehametini yüreğinde taşımıyor demek değil midir?
-Neyden ne çıkardın ?Amma abarttın.
Test etmesi basit : Ezilmek üzere olanın sevdiğin biri olduğunu düşün , tamamen aynı refleksleri mi sergilerdin ?Yüreğin, ihtimaline bile, farklı atmaz mı ?
Umursuyorum herhalde ki yüreğim ağzıma geliyor.
-Neden susuyorsun o zaman ? seslen bağır!
Ben de tam bunu düşünüyorum,neden o zaman seslenmiyorum?
-Belki de aynı şekilde uyarılmak istemiyorsun..
Saçma..Keşke birileri 'umursadığı' için birşeyler söylese bana..
'Beni' umursadığı için..Ne söylerse farketmez..Umursasın da..
--Belki içten içe mahalle baskısı geri tutan şey beni..
-Nasıl yani? Kim ne desin?Mahalle mi kaldı?
--Tamam Zeitgeist ruhu baskısı diyeyim.
-Efendim?
--Ya hani 'kişisel özgürlükler' kılıflı , isteyince kalkan isteyince sopa yapılan ifade var ya..'Karışmaya hakkın yok' 'İstediğimi yaparım'
-Karışmıyorsun ki..'Bardak sıcak ' diyeceksin alt tarafı..'Huu Araba geliyor!' Gerekirse tekrar ,gerekirse yüksek sesle.
Ne yani ?Herşeyde özgürüz(!) de konuşmakta,seslenmekte özgür değil miyiz ?
Ne yani ?Herşeyde özgürüz(!) de konuşmakta,seslenmekte özgür değil miyiz ?
--Sorma..O başlı başına bir konu. Ya 'sana ne ?' derse ..Terslerse ?
-E derse desin ,terslerse terslesin ..yüreğin ağzıne geliyorsa ,bakar mısın söyleyeceği iki kelimeye ? Kızsa nolur ?Neyi umursuyorsun , birine birşey olmasını mı, iki ters kelime duyma ihtimalini mi ?
Peki işte söylüyorum.En önce kendime..
'Ey sana yardımcı olsun diye verilen köpeğinin peşinden giden..İnsanlığını hatırla.Köpek insana yardım eder arkadaş ,av yardımcısı, koruyucu olur.İnsan köpeğin isteklerini yerine getirmk için peşinden gitmez.'
Gitme peşinden her çektiğinde köpeğin .İnsanlığını kanıtla, eğit.Kendine söz geçir.
Oturup kendi kendine birşeylerin düzelmesini beklemek..Saçmalığın daniskası..Saçmalama artık.
Gitme peşinden her çektiğinde köpeğin .İnsanlığını kanıtla, eğit.Kendine söz geçir.
Oturup kendi kendine birşeylerin düzelmesini beklemek..Saçmalığın daniskası..Saçmalama artık.
Nefsine köle olmak için gelmedik buraya , nefsi eğitip yanımıza alıp beraber yol almak için geldik..
Ve nefsini tanımayan , nerden bilecek onu kontrol edebiliyor mu , yoksa kontrol ediliyor ,onun oyuncağı mı oluyor ?
Üzerinden düşünmeye cesaretin var mı ?
İsyan ,başkaldırı..sadece doğru şeye yapılırsa kutlanası.
Her önüne gelene isyan ..'keke' bile isyan..yanlızca geçemeyen ergenliktir, yetişkinliğe uzanmayan akıl sivilcelenmesi..
Her önüne gelene isyan ..'keke' bile isyan..yanlızca geçemeyen ergenliktir, yetişkinliğe uzanmayan akıl sivilcelenmesi..
Bunu yanında yetişkin ruh , neye karşı çıkacağını , neye niçin karşı çıkacağını idrak etmeye çalışandır.
'Çalışandır' zira ruhun olgunlasmaşı insan toprağı üzerine çekmedikçe bitmeyecektir.
Simdi tekrar soruyorum : Cesaretin var mı ?Kendinle yüzleşmeye?gerektiğinde dünyayı karşına alarak ?
Yol , yanlızca cesareti olanları taşır ötelere ..Gerisi oyalanır orda burda..Bebek adımları ile kendisi ilerler belki doğru belki yanlış patikada..
Cesaretin var mi ,Ey Elif ?Cesaretin var mı aynadaki aksim?
OrtayaKarışık'a itafen.
KuğuluğundanKaçanÇirkinÖrdekYavrusu'na ithafen..
Ve tabii kendime ithafen..
2016
Ah..Çıkmayacaktın o mağradan ! Neden kırdın sanki zincirini ?? Güvende olacaktın yapmasaydın..
Gölgeler ..Ne güzeldiniz..Yumuşak hatlarınız , pürüzsüz geçişleriniz...Çoğu zaman insan ne gördüğünü bildiğini zannetse de , isteyenin istediği gibi yorulayabileceği şekilde birleşiyor ayrılıyor ,şekilden şekile giriyordunuz.
Düştü işte bir kere şüphe içime..Bişey fısıldadı artık neyse : 'Arkana bak!Dön arkanı!'...Sanki dönebiliyormuşum gibi..Artık başımı hiç çevirmeyi aklıma getirmediğimden midir, yoksa gerçekten bir zincirle bağlı olduğumdan mıdır , dönmedi başım.
Ama artık baktığımı da göremez olmuştum.Aklım hep arkadaydı.Ne vardı ki orda? Ne olabilirdi?Neden şimdiye kadar hiç dönmek aklıma gelmemişti.Acaba başka aklına gelen hatta dönen var mıydı?
Ah..'Arkamı dönmeyecektim' değil 'aklıma düşmeyecekti' olacaktı aslnda serzenişim.Neyse..
Güzel renkler , net hatlar , ışık..Nasıl da büyüleyici idi. Nerden bilebilirdim dışarının bu kadar tehlikeli olacağını ?
Güvende değilim artık..Ama artık bir yalana da dönemem.Mücadele etmekten başka çarem yok.Hayatta kalmaktan başka çarem yok.Ne gölgeler unutturabilir neyle karşı karşıya olduğumu artık , ne de avutabilir o güzel dumansı yumuşaklıkları ile ne de mağra saklayabilir beni ..zincirini kıranının geri dönüşü yoktur artık.
Pişman mıyım?Bu kadar serzenişten sonra bunu söylemek garip ama..Hayır.Zaten pişmanlık duyulacak birşey yapmadım .Ne içime şüpheyi düşüren bendim ne de kendimi durdurabilirdim. Durdurmamalıydım zaten..Ama..Neyse.İyi ki bilmiyormuşum beni nelerin beklediğini.İyi ki..Yoksa cesaret edemezdim hiç birşeye ve bu sefer de korku ,zincirim olurdu.Belki ilk başta dönmemi engelleyen de bir korkuydu,bilinmezliğin korkusu..Ama heyecanı ve merakı da beraberinde olan bir korku...
Ama özlemiyor değilim o güvenliği, çocuksu hisleri..
08.09.2016
16 Haziran 2014 Pazartesi
"İnsanız" ! Bazen kendimize hatırlatmamız gerekiyor
Bilim Adamı da insandır!
Fizik Profesörü ,Uri Alon , araştırma sürecine bakışı değiştimeyi öneriyor.
Fizik Profesörü ,Uri Alon , araştırma sürecine bakışı değiştimeyi öneriyor.
Sadece 20 Saat & Başarılı Öğretmenlerin 5 Prensibi
Ted Talks
The first 20 hours
Detaylarda boğulan ve asla teoriden ne zaman pratiğe geçebileceğini kestiremeyen ben için öğrenmek, çoğu zaman uzuuuun zaman alan bir uğraş olmuştur.Bu da çoğu zaman, birşeyleri öğrenmeyi ,çözmeyi ,bağlamayı çok sevsem de , konuda kaybolmama ve bunun bir sonu /sonucu olmadığını düşünmeye sevketmiştir beni.
Zaman kısıtlamasının bir stress sebebi ve baskı unsurundan ziyade bana nimet gibi geldiği durumlar (biri beni durdurmalı ! ), en iyi sonuçları aldığım zamanlardır.Ama bu da herzaman mümkün olmayıp ,'yetiştiremeyeceğim 'duygusuna kapıldığım zamanlar en basit görevleri bile yerine getiremediğim anlardır.
Bu video o yüzden bana iyi bir moral oldu.Ara ara izleyip kendime,öğrenmem gereken/öğrenmek istediğim bir konuda ,'Gözünde büyüttüğüne değmez!Bir haftada rahat rahat/ bir kaç günde sıkı çalışarak aradan çıkar! ' hatırlatmasını yapıyor ve rahatlıyorum.
Bir kere daha : cevaplar heryerde.Yeter ki soruları soralım!
Ted Talks
The Five Prencibles of Highly Effective Teachers
Öğretmenlik, liderliktir.CEO kariyerinden öğretmenliğe...
Aslında bu prensipler yanında burda dikkat çekici ve okuması gereken bir kaç nokta gözüme çarptı.
Bunlardan birincisi kendimle alakalı : Bir kere daha fazla batı kaynaklı beslendiğimi farkettim.Tabii ki bu kenara atıp ,insanoğlunun ortak tecrübesine dahil olandan kullanmamızın yanlışlığından bahsetmiyorum.'Bir kere daha'..Yani bu mevzunun birikeni çok.Başka yazıya bırakalım.
Diğeri bir nokta ,insanoğlunun birşey vermeğe,yararlı olmaya,'iyi' olmaya duyduğu ihtiyaç.Konuşmacı ,orta yaş krizinde artık hayatın sonlu olduğunu farkettiğinden ve faydalı bir şey yapma itiyacı hissettiğinden ,bu sebeple kariyerini/hayatını tamamen değiştirerek öğretmenlik yapmaya başladığından bahsediyor.
Bunu nasıl okumalı?Akla ilk gelecek şey,muhtemelen takdire şayan bir tutum olduğu olacaktır.Cümleyi bu şekilde belki aklımızdan geçirmeyiz belki .Ama 'Bir dakika!Bir yanlışlık var!' diye düşünmediysek açık ve net olarak, 'iyi' birşey olarak gelmiştir kabul edebiliriz.Peki yanlış mıdır?
Doğru ve yanlış nerde durduğumuza göre çok değişir.
Aynen, sabit olan evinize gitmek için metroya hangi yönde binmeniz gerektiği sorusunda olduğu gibi...Hangi duraktan bindiğinize göre cevap 180 derece değişir.
Eğer bu karar, - bariz bir hayata bakış açısı / inanç sergilemediğinden yola çıkarak - modern ,seküler insanın hayat seviyesi ortalamanın üzerinde olduğunu (CEO olduğunu ifade etmişti) farzettiğimiz bir kesimeden olduğunu düşünürsek, takdir edilesi bir şeydir ve 'iyi' olarak vasıflandırılabilir ilk bakışta.
Takdirimizin şartlara bağlı olduğunun bilincinden olmamız, bizim, okumaya çalışan olarak,hayata ve dolayısıyla olaya bakışımızla doğrudan ilintilidir.Hayatının yarısını iyi bir kariyere sahip olarak yapmak ve bundan kendi isteğiyle vazgeçerek topluma birşeyler vermeyi seçemek nasıl 'iyi' olmaz ki?
Açımızı değiştirelim :bir müslüman, hayatının her anında, kendi işini yaparken de,ister aldığı kararlarla ister çocuğunu yetiştirmede ,ister katılacağı başka hayır işleri ile ,zaten toplumun ve de kişi kişi -komşu,akraba,iş arkadaşı vs- hayrını, bir 'Allah emri' ve 'rızası vesilesi ' olarak, gözetmeli ve değil iyi bir iş ile hayatını güvenceye aldıktan sonra, eli darda olduğu zamanlarda yahut vereceği bir karar kendi kazancı/rahatı/konumu vs için menfi olsa bile 'doğrusu'nu öncelemeyi ana düsturu olarak benimsemiş olması gerekli değil midir?
Bu durum göz önüne alındığında , bahsi geçen şahsın kararı nasıl okunmalıdır?
Evet ,bu açıdan da, karar 'iyi' den 'kötü'ye dönmez.Ama aynı olduğunu da iddia edemeyiz.
Bu durumda şu sorulabilir :Kişi yönünü, asıl 'iyi' olana ,müslüman hayat tarzına döndürmüş ve bu yönde attığı bir adımla bu kararı vermişse , asıl takdire şayan olanı yapmış demektir.Çünkü kararı,kariyer değişimi değil, hayat görüşünün düzelmesinin bir zuhurudur.
Başka bir açıdan,eğer bakışında küçük bir değişimle beraber, bu yaptığını ,arkasında bırakacağı yeterli bir 'iyilik ' görüyor ve vicdanını rahatlatması yeterli oluyorsa, bu 'kötü' olmamakla birlikte başarısız bir girişimdir.Takdir edilecek bir husus yoktur.Aksine kendisi için bir müslüman olarak acıma hissi duymak yerinde olacaktır.
Diğer bir üzerinde durmak istediğim mevzu, öğrencilerine inanması mevzusudur.Ama şimdilik burda bırakalım.
The first 20 hours
Detaylarda boğulan ve asla teoriden ne zaman pratiğe geçebileceğini kestiremeyen ben için öğrenmek, çoğu zaman uzuuuun zaman alan bir uğraş olmuştur.Bu da çoğu zaman, birşeyleri öğrenmeyi ,çözmeyi ,bağlamayı çok sevsem de , konuda kaybolmama ve bunun bir sonu /sonucu olmadığını düşünmeye sevketmiştir beni.
Zaman kısıtlamasının bir stress sebebi ve baskı unsurundan ziyade bana nimet gibi geldiği durumlar (biri beni durdurmalı ! ), en iyi sonuçları aldığım zamanlardır.Ama bu da herzaman mümkün olmayıp ,'yetiştiremeyeceğim 'duygusuna kapıldığım zamanlar en basit görevleri bile yerine getiremediğim anlardır.
Bu video o yüzden bana iyi bir moral oldu.Ara ara izleyip kendime,öğrenmem gereken/öğrenmek istediğim bir konuda ,'Gözünde büyüttüğüne değmez!Bir haftada rahat rahat/ bir kaç günde sıkı çalışarak aradan çıkar! ' hatırlatmasını yapıyor ve rahatlıyorum.
Bir kere daha : cevaplar heryerde.Yeter ki soruları soralım!
Ted Talks
The Five Prencibles of Highly Effective Teachers
Öğretmenlik, liderliktir.CEO kariyerinden öğretmenliğe...
Aslında bu prensipler yanında burda dikkat çekici ve okuması gereken bir kaç nokta gözüme çarptı.
Bunlardan birincisi kendimle alakalı : Bir kere daha fazla batı kaynaklı beslendiğimi farkettim.Tabii ki bu kenara atıp ,insanoğlunun ortak tecrübesine dahil olandan kullanmamızın yanlışlığından bahsetmiyorum.'Bir kere daha'..Yani bu mevzunun birikeni çok.Başka yazıya bırakalım.
Diğeri bir nokta ,insanoğlunun birşey vermeğe,yararlı olmaya,'iyi' olmaya duyduğu ihtiyaç.Konuşmacı ,orta yaş krizinde artık hayatın sonlu olduğunu farkettiğinden ve faydalı bir şey yapma itiyacı hissettiğinden ,bu sebeple kariyerini/hayatını tamamen değiştirerek öğretmenlik yapmaya başladığından bahsediyor.
Bunu nasıl okumalı?Akla ilk gelecek şey,muhtemelen takdire şayan bir tutum olduğu olacaktır.Cümleyi bu şekilde belki aklımızdan geçirmeyiz belki .Ama 'Bir dakika!Bir yanlışlık var!' diye düşünmediysek açık ve net olarak, 'iyi' birşey olarak gelmiştir kabul edebiliriz.Peki yanlış mıdır?
Doğru ve yanlış nerde durduğumuza göre çok değişir.
Aynen, sabit olan evinize gitmek için metroya hangi yönde binmeniz gerektiği sorusunda olduğu gibi...Hangi duraktan bindiğinize göre cevap 180 derece değişir.
Eğer bu karar, - bariz bir hayata bakış açısı / inanç sergilemediğinden yola çıkarak - modern ,seküler insanın hayat seviyesi ortalamanın üzerinde olduğunu (CEO olduğunu ifade etmişti) farzettiğimiz bir kesimeden olduğunu düşünürsek, takdir edilesi bir şeydir ve 'iyi' olarak vasıflandırılabilir ilk bakışta.
Takdirimizin şartlara bağlı olduğunun bilincinden olmamız, bizim, okumaya çalışan olarak,hayata ve dolayısıyla olaya bakışımızla doğrudan ilintilidir.Hayatının yarısını iyi bir kariyere sahip olarak yapmak ve bundan kendi isteğiyle vazgeçerek topluma birşeyler vermeyi seçemek nasıl 'iyi' olmaz ki?
Açımızı değiştirelim :bir müslüman, hayatının her anında, kendi işini yaparken de,ister aldığı kararlarla ister çocuğunu yetiştirmede ,ister katılacağı başka hayır işleri ile ,zaten toplumun ve de kişi kişi -komşu,akraba,iş arkadaşı vs- hayrını, bir 'Allah emri' ve 'rızası vesilesi ' olarak, gözetmeli ve değil iyi bir iş ile hayatını güvenceye aldıktan sonra, eli darda olduğu zamanlarda yahut vereceği bir karar kendi kazancı/rahatı/konumu vs için menfi olsa bile 'doğrusu'nu öncelemeyi ana düsturu olarak benimsemiş olması gerekli değil midir?
Bu durum göz önüne alındığında , bahsi geçen şahsın kararı nasıl okunmalıdır?
Evet ,bu açıdan da, karar 'iyi' den 'kötü'ye dönmez.Ama aynı olduğunu da iddia edemeyiz.
Bu durumda şu sorulabilir :Kişi yönünü, asıl 'iyi' olana ,müslüman hayat tarzına döndürmüş ve bu yönde attığı bir adımla bu kararı vermişse , asıl takdire şayan olanı yapmış demektir.Çünkü kararı,kariyer değişimi değil, hayat görüşünün düzelmesinin bir zuhurudur.
Başka bir açıdan,eğer bakışında küçük bir değişimle beraber, bu yaptığını ,arkasında bırakacağı yeterli bir 'iyilik ' görüyor ve vicdanını rahatlatması yeterli oluyorsa, bu 'kötü' olmamakla birlikte başarısız bir girişimdir.Takdir edilecek bir husus yoktur.Aksine kendisi için bir müslüman olarak acıma hissi duymak yerinde olacaktır.
Diğer bir üzerinde durmak istediğim mevzu, öğrencilerine inanması mevzusudur.Ama şimdilik burda bırakalım.
Video oyunundan öğretme metodlarına
Ted Talks
Classroom Game Design
Yeni nesiller ve öğretmenliğin değişmek zorunda kalan/olan yüzü hakkında iyi bir fikir veriyor.
Ayrıca bir kere daha : Cevaplarla dolu etrafımız.Soru sormayı bilen nerdeyse herşeyde/heryerde cevap /cevaba dair bir ip ucu bulabilir.
Cevaplar dünyasında sorun,doğru soruyu bulabilmekte.Doğru soruya cevap kendisi gelir. Cevap bulamıyorsak : 1.ya soruyu doğru şekilde sormuyoruzdur 2. ya da doğru soruyu sormuyoruz;başka değişle aradığımızı düşündüğümüz şey aslında aradığımız değil, belki aramamız telkin edilen şeydir..
Bu konuşmada video oyunlarında 'cevap' bulan bir öğretmeni dinliyoruz.
Classroom Game Design
Yeni nesiller ve öğretmenliğin değişmek zorunda kalan/olan yüzü hakkında iyi bir fikir veriyor.
Ayrıca bir kere daha : Cevaplarla dolu etrafımız.Soru sormayı bilen nerdeyse herşeyde/heryerde cevap /cevaba dair bir ip ucu bulabilir.
Cevaplar dünyasında sorun,doğru soruyu bulabilmekte.Doğru soruya cevap kendisi gelir. Cevap bulamıyorsak : 1.ya soruyu doğru şekilde sormuyoruzdur 2. ya da doğru soruyu sormuyoruz;başka değişle aradığımızı düşündüğümüz şey aslında aradığımız değil, belki aramamız telkin edilen şeydir..
Bu konuşmada video oyunlarında 'cevap' bulan bir öğretmeni dinliyoruz.
Lisede bilim & Eğitimde özgürlük ?
Kim hikaye dinlemeyi sevmez ki!
Peki bilimi nasıl hikayeleştirmeli?Hikayeleştirmeli mi?
Öğretmen ve öğrenciye tanınan özgürlükler dengesi
Eğitim sistemindeki uşlardaki değişim ve özgürlük anlayışı hakkındaki görüşleri...
İfrat&tefrit ikileminin bir örneği daha...
Üzerine yazmalı..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

