3 Ocak 2017 Salı

Ayna Çuvaldız Çocuk Köpek Bilmece

Çuvaldız yazılarının ilki gelsin!


Ayna Ayna! Söyle bana!
Elimdeki iğne mi, çuvaldız mı ?
Sana uzatsam /doğrultsam 
Bana batar mı ?
Her çocuk bir büyüteç ,
İfşa eder bir zaafımı 
Tasma köpeğime bağlı da 
Diğer ucu elimde mi
Boynumda mı ?


Her insanın parmak izi gibi kendine has bir hayat hikayesi , tecrübeler silsilesi vardır.Birebir yanyana aynı şeyi yaşayanlar bile , iki farklı gözden gördüğünden farklı notlar düşerler kenara..

Geriye dönüp bakmak , o notlara göz atmak , değerlendirme yapmak yeni rota için veya rota düzeltmek için gereklidir.

Zannediyoruz ki, akıllı varlıklarız ya , 'akıl yeter herşeye'...Akıl  bilgiyi öğüten değirmendir ,feraset ,çıkanı su katıp yoğurandır. Akıl ,doğru ya da yanlış , aldığını ayıklayandır. Hangisi taş hangisi pirinç o farklı birşey ..

Elini mumda, sıcak bir bardakta yakan çocuk 'aptal' mıdır ?
Hayır, bilgisi eksiktir.Elini bardaktan yakarak öğrenen unutmaz evet .Peki ya bunu çaydanlık, soba, tencere ile tecrübe etmeye kalkan? Belki artık o bilgiye bir daha ihtiyacı kalmaz hale gelir.
İşte bu durumlarda , bir 'çocuk' ; aklı , bilgisi bir adım öndeki birine ihtiyaç duyar. Aslında duymaz , çünkü zaten olay ,bilmediğini de bilmemesidir.
Yahut dikkati başka yerde olan göremezse üzerine gelen arabayı ,o sırada bilgi eksikliği tehlikeye sokandır, akılsızlık değil.
Yani uzun lafın kısası : Bilenin  bilmeyeni ,görenin görmeyeni uyarması , hatta bazı durumlarda , müdahil olmasi elzemdir. Yoksa ya bol 'keşkeli' ya da zor yoldan öğrenilmiş 'tecrübeler' kalır elde.
Ve bol umursamazlı yanlızlar kalabalığı .. 

Susmak , karışmamak (!) , bir saygı ifadesi midir gerçekten?Yoksa umursamazlık ifadesi mi?
Kapının önündeki ağaç bir hiç için kesilirken ses çıkarmayan , ağacı umursamıyor mu demektir yoksa kesenin özgürlüğüne saygı(!) mı duyuyordur ?Ya da bir gün kendi de kesecek olursa kendine bişey karışılma ihtmalini mi içten içe hesaplıyordur -farkında olmadan-?
Ah Ayna..İnsan en çok kendinden saklıyor kendini..En çok kendine yabancı..En çok kendine yalan söylüyor herhalde..

Kendini yolda ezdirecek olan adama seslenmeyen , adamın yolun ortasında yürümesine saygı(!) duyuyor olabilir mi ? Bir adamın ezilmesinin ,hayatını kaybetmesinin ihtimalinin vehametini yüreğinde taşımıyor demek değil midir?
-Neyden ne çıkardın ?Amma abarttın.
Test etmesi basit  : Ezilmek üzere olanın sevdiğin biri olduğunu düşün , tamamen aynı refleksleri mi sergilerdin ?Yüreğin, ihtimaline bile, farklı atmaz mı ?

Umursuyorum herhalde ki yüreğim ağzıma geliyor.
-Neden susuyorsun o zaman ? seslen bağır!
Ben de tam bunu düşünüyorum,neden o zaman seslenmiyorum?
-Belki de aynı şekilde uyarılmak istemiyorsun..
Saçma..Keşke birileri 'umursadığı' için birşeyler söylese bana..
'Beni' umursadığı için..Ne söylerse farketmez..Umursasın da..

--Belki içten içe mahalle baskısı geri tutan şey beni..
-Nasıl yani? Kim ne desin?Mahalle mi kaldı?
--Tamam Zeitgeist ruhu baskısı diyeyim.
-Efendim?
--Ya hani 'kişisel özgürlükler' kılıflı , isteyince kalkan isteyince sopa yapılan ifade var ya..'Karışmaya hakkın yok' 'İstediğimi yaparım'
-Karışmıyorsun ki..'Bardak sıcak ' diyeceksin alt tarafı..'Huu Araba geliyor!' Gerekirse tekrar ,gerekirse yüksek sesle.
Ne yani ?Herşeyde özgürüz(!) de konuşmakta,seslenmekte özgür değil miyiz ?
--Sorma..O başlı başına bir konu. Ya 'sana ne ?' derse ..Terslerse ?
-E derse desin ,terslerse terslesin ..yüreğin ağzıne geliyorsa ,bakar mısın söyleyeceği iki kelimeye ? Kızsa nolur ?Neyi umursuyorsun , birine birşey olmasını mı, iki ters kelime duyma ihtimalini mi ?

Peki işte söylüyorum.En önce kendime..

'Ey sana yardımcı olsun diye verilen köpeğinin peşinden giden..İnsanlığını hatırla.Köpek insana yardım eder arkadaş ,av yardımcısı, koruyucu olur.İnsan köpeğin isteklerini yerine getirmk için peşinden gitmez.'
Gitme peşinden her çektiğinde köpeğin .İnsanlığını kanıtla, eğit.Kendine söz geçir.

Oturup kendi kendine birşeylerin düzelmesini beklemek..Saçmalığın daniskası..Saçmalama artık.

Nefsine köle olmak için gelmedik buraya , nefsi eğitip yanımıza alıp beraber yol almak için geldik..
Ve nefsini tanımayan , nerden bilecek onu kontrol edebiliyor mu , yoksa kontrol ediliyor ,onun oyuncağı mı oluyor ?

Üzerinden düşünmeye cesaretin var mı ?
İsyan ,başkaldırı..sadece doğru şeye yapılırsa  kutlanası.
Her önüne gelene isyan ..'keke' bile isyan..yanlızca geçemeyen ergenliktir, yetişkinliğe uzanmayan akıl sivilcelenmesi..
Bunu yanında yetişkin ruh , neye karşı çıkacağını , neye niçin karşı çıkacağını  idrak etmeye çalışandır.
'Çalışandır' zira ruhun olgunlasmaşı insan toprağı üzerine çekmedikçe bitmeyecektir.

Simdi tekrar soruyorum : Cesaretin var mı ?Kendinle yüzleşmeye?gerektiğinde dünyayı karşına alarak ?
Yol , yanlızca cesareti olanları taşır ötelere ..Gerisi oyalanır orda burda..Bebek adımları ile kendisi ilerler belki doğru belki yanlış patikada..
Cesaretin var mi ,Ey Elif ?Cesaretin var mı aynadaki aksim?

OrtayaKarışık'a itafen.
KuğuluğundanKaçanÇirkinÖrdekYavrusu'na ithafen..
Ve tabii kendime ithafen..
2016



Ah..Çıkmayacaktın o mağradan ! Neden kırdın sanki zincirini ?? Güvende olacaktın yapmasaydın..
Gölgeler ..Ne güzeldiniz..Yumuşak hatlarınız , pürüzsüz geçişleriniz...Çoğu zaman insan ne gördüğünü bildiğini zannetse de , isteyenin istediği gibi yorulayabileceği şekilde birleşiyor ayrılıyor ,şekilden şekile giriyordunuz.
Düştü işte bir kere şüphe içime..Bişey fısıldadı artık neyse : 'Arkana bak!Dön arkanı!'...Sanki dönebiliyormuşum gibi..Artık başımı hiç çevirmeyi aklıma getirmediğimden midir, yoksa gerçekten bir zincirle  bağlı olduğumdan mıdır , dönmedi başım.
Ama artık baktığımı da göremez olmuştum.Aklım hep arkadaydı.Ne vardı ki orda? Ne olabilirdi?Neden şimdiye kadar hiç dönmek aklıma gelmemişti.Acaba başka aklına gelen hatta dönen var mıydı?

Ah..'Arkamı dönmeyecektim'  değil  'aklıma düşmeyecekti' olacaktı aslnda serzenişim.Neyse..
Güzel renkler , net hatlar , ışık..Nasıl da büyüleyici idi. Nerden bilebilirdim dışarının bu kadar tehlikeli olacağını ?
Güvende değilim artık..Ama artık bir yalana da dönemem.Mücadele etmekten başka çarem yok.Hayatta kalmaktan başka çarem yok.Ne gölgeler unutturabilir neyle karşı karşıya olduğumu artık , ne de avutabilir o güzel dumansı yumuşaklıkları ile ne de mağra saklayabilir beni ..zincirini kıranının geri dönüşü yoktur artık.

Pişman mıyım?Bu kadar serzenişten sonra bunu söylemek garip ama..Hayır.Zaten pişmanlık duyulacak birşey yapmadım .Ne içime şüpheyi düşüren bendim ne de kendimi durdurabilirdim. Durdurmamalıydım zaten..Ama..Neyse.İyi ki bilmiyormuşum beni nelerin beklediğini.İyi ki..Yoksa cesaret edemezdim hiç birşeye ve bu sefer de  korku ,zincirim olurdu.Belki ilk başta dönmemi engelleyen de bir korkuydu,bilinmezliğin korkusu..Ama heyecanı ve merakı da beraberinde olan bir korku...

Ama özlemiyor değilim o güvenliği, çocuksu hisleri..
                                                                                         08.09.2016