31 Aralık 2012 Pazartesi



Yılbaşı Gecesi Viyana Semaları*

2013'e Girerken

Hani şeytanların bağlandığı mübarek günler  müjdelenmiş ya...
Bu gece de iradelerin, vicdanların, sağduyuların, bağlanıp insanların içlerinde besledikleri şeytanların salındığı bir vakit gibi.Bunu yapan da insanların kendisi...En azından 2012'den çıktığımız şu dakikalarda, burada, bu şehirde...Bilmem komşu şehir/ülke vs.'de farklı mıdır?
 İddialı mı oldu?.Bu şehirde, bir giriş katında, yılbaşını yaşıyor olmasam bana da iddialı gelirdi bu cümleler.Ama yaşadım ,yaşıyorum ve diyorum ki: İddialı,ama abartısız...
Aralıksız patlamalar (en az) 4 saattir sürüyor,bir 4 saat daha bekliyor bizi sanırım bu şekilde.
Camın önünden çığlık atarak ,etrafta cam şişeler parçalayarak insanlar geçiyor.
Dışarıya bakmak ,cesaret istiyor.İçime bakmak...daha büyük cesaret.Ama buna değer.Diğeri ise...Uzak olsun...
   Bilirim nefsim,bizim de hoşumuza giderdi, akşamın koyu zeminli tuvalinde renk oyunları yapan, gök kuşağından bir bulutun yağmuru misali nazlı inen ışıkları seyretmek Tuna üstünde.Ama bunun için ödenecek bedele değer mi? Güzel görmek için, gözün, gönlün maruz kalacağı çirkinlikler, ucuz bir bedel mi!
   Sabret nefsim, sabredenlerdir, en güzele ulaşanlar...Sabredenlerle beraberdir tüm güzelliklerin sahibi. Sabret! Çirkinliklere sabret; değiştiremediğin, elinin,dilinin aciz kaldığı çirkinliklere.Sabret ve en azından buğuz et,çirkine 'çirkin' de!Alışma sakın, 'normal' görme! Ama sakın yapanları hâkir görme..Zira imtihanın her türlüsü insan için...Sığın! Sığın...
31.12.2012

*Fotograf : http://www.flickr.com/photos/48640768@N04/6649112517/sizes/z/in/photostream/


'Hubben Lillâh Buğzen Lillâh'

Kitap Notları 4 -Sohbetlerden Notlar 1


Kırk tilki...Kırkı da dönüyor.İşin ilginci kırkının da kuyrukları birbirine bağlı...Tüm yapmaya çalıştığım bunları çözmeye çalışmak diyebilirim sanırım...
 Büyükler -olan düğümleri çözmüş,hatta  istediği yere düğüm atan zatlar desem,yanlış olur mu acep?- konuşunca  /anlatınca bana söz düşmez.Bırakıp lakırdıyı yazayım, aldığım cevapları:
(Maalesef  zat-ı muhteremin bir sohbetinde hazır bulunmak nasip olmadı henüz.Bahsettiğim, içime çöken sıkıntıyı atmaya çalıştığım bir zamanda elime aldığım kitaptan,hesabıma düştüğüne inandığım 'cevaplar'dır.)

'Her duygunun,her şeyin daha doğrusu,bir ölçüsü,tartısı,kantarı vardır.Sevginin kantarı nedir bilir misiniz?Fedakârlıktır.Neyini,ne kadar,kim için feda edebiliyorsan onu o kadar çok seviyorsun demektir.' sf.189

'Efendim,eşitlik vardır,falan filan,bunlar son zamanlarda insanların icâd ettiği şeylerdir,eşitlik diye bir şey yoktur.Allah bir yarattığını bir daha yaratmaz.Bir yağmur tanesi gökten,diğerinin aynı olarak inmez.Eşitlik değildir bu.Eşitlik,haklardan istifadededir.Hakları kullanmakta bir eşitlik yoktur.Bunlar ince nüanslardır.Zaten nüans ince demek ya neyse.Haktan istifadede eşitlik vardır ama fazilette,akılda,imanda,kullukta hiçbir şeyde eşitlik yoktur.' sf.190

'Bakın her müessese doğar,gelişir,ömrünü tamamlar biter,bakî olan ancak Allah'tır.Ancak her müessesenin gıdası vardır.'.....'Çiçeğe su vermezsen,bebeğe gıda vermezsen,bebek de ölür çiçek de.Sevgiyi söylemezsen, dile getirmezsen,hareket haline intikal ettirmezsen, sevgi ölür.' sf.164

'İşte sevgi,asla nefis için olmayacak.Allah için olacak.Şunu unutmamak lazımdır: Mahlûk,yani yaratılmışlar sevilmeden yaratıcı sevilmez.Nakış sevilmeden nakkaş sevilmez.Resim sevilmeden ressam sevilmez.Hiç kendimizi kandırmayalım. 'Ben Allah ve Resûlüne aşığım ama bu insanları hiç sevmiyorum.'dedin.Yalancısın.Her insanda,her vech-i saâdette Allah'ı göremiyorsan,sen henüz Allah'ı sevmiyorsun. '....'İnsan sevgisi,insana hizmetle başlar,insanı tanımayla başlar.'Ve nefahnâ min rûhina'yı anlamakla başlar,ben ruhumdan ruh üfürdüm.' sf.199
10.03.2012

29 Aralık 2012 Cumartesi

E&e  : Mono- veya Dialoglar

-"Bir şey insanı yoruyorsa, bir şeyler yanlış demek olabilir.Muhtemelen ya 'yapılan' yanlıştır, ya 'niyet' (dos)doğru değildir yahut henüz 'zamanı' gelmemiştir."
-e:...........................
-E: Yani e ,yorgun hissettiğin zamanlarda, önce bir dur! Sonra otur ve düşün, yanlış nerede diye.
-e: .... .Düşüneyim....
(02.05.2012)



28 Aralık 2012 Cuma


E&e: Mono- veya Dialoglar 

"Bio-gıdaları tercih ediyorum. Sağlıklı beslenmeye çalışıyorum. Organik mi bunlar?"

Kendisine ikram ettiğimiz çilekleri 'Organik mi bunlar?' sorusuna aldığı menfî cevaba karşın geri çeviren arkadaşına , arkadaşımın sorusu:
M: Ne kadar yaşamayı düşünüyorsun?
........................................................................................................................................................
e: ...????.....
E: Kim haklı?
e: İkisi de desem?
E: İpucu : Soru aldatmacalı.
E: Yediklerimize bu kadar dikkat etmeyi sonlu bedenimizin bir hakkı olarak görürken, asıl ebedî olan ruhumuzu besleyip olgunlaştıralım diye geldiğimiz dünyada, gözün baktığı,kulağın duydugu,aklın ruhun gıdalandığı şeylerde seçicilik yapmadan sadece ağızdan girene takılmak(helal dairesi içindeki keyfî seçicilikten bahisle),biraz iki yüzlülük olmuyor mu ?
e:....Şey....'İkiyüzlülük' biraz ağır bir itham olmadı mı ?Yani önümüze geleni yiyelim mi?
E:.....Evet, biraz ağır.....Peki, şöyle desek : Bu durumun, acaba, popüler akımlara, propogandalara     kapılmışlığın, moda kurbanlığının bir göstergesi olma ihtimali düşük müdür?
e:. ...Doğru cevap ancak doğru soruya verilir.
E: ...Veya  doğru soruya cevap gerekmez ,zira cevabını aşikar eder...
e: ...O zaman sormaya devam..